Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Eğer Pakistan’ın Peştun bölgesinde Şii olursanız dışlanırsınız, münzevi olursunuz, güvenliğiniz olmaz ve hatta sevdiklerinin cenazesine gizlice namaz kılmak zorunda kalırsınız.
Pakistan Peştunları, ecdatlarının ülkesi Afganistan’dan ayrıldıktan sonra Pakistan’da vatandaş olarak kabul edildiler ve yaklaşık olarak bir asırdır bu topraklarda Pakistan vatandaşı unvanıyla yaşamaktadırlar. Ama bu bölgenin Şiileri birkaç yıldır mezheplerinden dolayı rahat yüzü görmüyorlar.
Pakistan’ın Peştun Şiilerinden biri şöyle diyor: Pakistan’ın Peştun halkı Hanefi Sünnilerindendirler ve bunun yanında bir azınlık da İmamiye Şiilerindendir. Bir zamanlar mezhep Şiiler ile Sünniler arasında bir fasıla oluşturmuyordu; ama Vahhabiyet Ehlisünnet arasında nüfuz ettikten sonra ve onların düşüncelerinin Şiilere nispet tahrip ettikten sonra, Şiiler güvensizlik ve rahatsızlık içinde yaşamaktadırlar.
Vahhabiyet, gecenin karanlığında kara bir karınca gibi siyah bir taşın üzerinde yürüyor ve Ehlisünnet’in düşünceleri üzerinde etki ediyor; öyle ki şimdi Şiiler yaşayabilmek için mümkün olduğu kadarıyla mezheplerini gizliyorlar.
Pakistan’ın Peştun Sünnileri Şiilere nispet bilgili değillerdir ve onları doğru dürüst tanımoyorlar; bu yüzden Vahhabiliğin dikte ettiği her şeyi kabul ediyorlar ve diyorlar ki Şii Müslüman değildir, hatta kafirdir. Vahhabiliğin Ehlisünnet arasında Şiiliği tahrip etmesindeki başarısında bazı meddahlar da suçsuz değiller. Onlardan bazları Şiiliği savunmak için Ehlisünnet ashabına saygısızlık ediyorlar ve onlara lanet ediyorlar ve Vahhabilik de onların bu sözlerinden yararlanarak Şia aleyhine kullanıyor ve Ehlisünnet ashabına saygısızlık bahanesiyle Şiilerin katline fetva veriyorlar.
Diğer bir Şii de bazı konuşmacıların konuşmalarından şikâyet ediyor ve şöyle diyor: Bazıları da televizyon kanallarını kullanıyor ve Ehlisünnet’in mukaddesatına saygısızlıkta bulunuyorlar; Allahyar gibi şahsiyetler. O, konuşmalarında İmam Ali’nin (a.s) velayetini ispat ediyor ve sonra Aişe’ye lanet ediyor. Vahhabiler onun konuşmalarını eğittikleri Ehlisünnet kişilere gösteriyorlar ve Şiilerin katlinin niçin vacip olduğunu onlara kabullendiriyorlar. Eğer Ehlisünnet’in mukaddesatına saygısızlık eden böyle kişilerin önü alınmazsa durum olduğundan da daha kötüye gidecektir.
Pakistan’ın Peştun Şiileri inanç ve düşüncelerinin anlatamıyorlar ve kendileri ile Ehlisünnet arasındaki ortak noktaları söyleyemiyorlar. Vahhabiler televizyon kanallarından istedikleri şeyi seçip Şiileri öyle tanıtıyorlar ve bu İngiliz Şiilerinin önünü alacak kimse de yok. Pakistan’ın Peştun Şiileri şuna inanıyorlar ki eğer Ehlisünnet ortak noktaları bilseler Şiiler aleyhine fetva vermezler, ama Şiiliği güçlü bir şekilde anlatacak kimse burada yok. Şiilere bakış o kadar olumsuz ki bir Şii’nin cenaze namazını kıldıran Ehlisünnet hocası Cuma imamlığı görevinden alındı ve dışlandı.
Şii alimlere Sünnilerin kaldıkları yerleşim bölgelerine gitmek istediler, ama buna izin verilmedi. Bu yüzden bu bölgedeki Şiiler, Şiiliğin asli düşüncesinin ancak medya yoluyla anlatılabileceğine inanıyorlar.
Vahhabilik Pakistan’ın Peştun Sünnileri arasında oldukça nüfuz etmiştir ve her köyde bir medrese tesis etmiştir ve Vahhabi hocalar onlarda eğitim vermektedirler. O medreselerdeki çocuklara Şiiler aleyhine neler yapmaları gerektiğini öğretiyorlar ve onların zihinlerinde Şiiler aleyhine istedikleri düşünceleri oluşturuyorlar.
Pakistan Peştunlarının durumu şöyle ki Şiiler ya öldürülüyorlar veya sağ kalırlarsa çocukları Sünni olmak zorundalar. Bu bölgede kalan Şiiler, Şiilerin çoğunlukta oldukları yerlere hicret ederlerse ancak mezheplerini koruyabilirler, ama eğer Peştun bölgesinde kalırlarsa yavaş yavaş yok olacaklardır. O kadar baskılı bir ortam var ki Peştunlardan bir şair Şii oldu ve Nehcu’l-Belaga’yı altı ciltte Peştun diline tercüme etti, ama Şii olduğunu söyleyemedi ve sadece şiirlerinde buna işaret edebildi.
Peştun Şiilerinden bir diğer şöyle diyor: Sözümüzü insaflı Sünnilere ulaştıracak bir medya kanalımız yok ve hatta bizi savunacak bir devletimiz de yok; böyle bir durumda kendimizi nasıl savunabiliriz?
ABNA24.COM